YDS--Kpds-Tıpdil--Yökdil--Speaking-Hazırlık Atlama İngilizce Özel Ders Gaziantep
   
  Gaziantep İngilizce Özel Ders YDS-YÖKDİL-TIPDİL-TOEFL-SPEAKING
  YDS için kapsamlı Phrasal Verb Listesi
 

Phrasal Verb List for KPDS-ÜDS

1. add up 1) bir şeyin miktarına ekleme yapmak

2. back away 1) bir fikri artık desteklemediğini göstermek

3. back down 1) hatalı olduğunu kabul etmek

  2) bir şeyi yapmayı kabul etmemek

4. back out 1) önceden planlanan bir şeyi yapmaktan vazgeçmek

5. back up 

  1) desteklemek

6. blow up 1) patla(t)mak  2) bir şeyi hava veya gaz ile doldurmak

  3) aniden sinirlenmek

7. blow out 1) ateşin sönmesi

  2) patlatmak

8. break away 1)kaçıp kurtulmak

  2) bir gruba üyeliği bırakmak

9. break out 1) kaçmak

  2) birdenbire başlamak

10. break through 1) yeni bir keşif yapmak

11. break in 1) bir yere zor kullanarak girmek

  2) konuşan birisine müdahale etmek

12. break up 1) parçalara ayrılmak

  2) bir ilişkiyi bitirmek

13. break down 1) arızalanmak 2) kontrolü kaybedip birdenbire ağlamaya başlamak

  3) travma geçirmek

14. break into 1) bir eve yada odaya güç kullanarak girmek

15. break off 1) tahmin edilen zamandan önce durmak ve yok olmak  2) daha büyük bir parçadan kopup ayrılmak

16. bring about 1) başlatmak

  2) bir şeyin olmasına neden olmak

17. bring forward 1) sunmak 2) sonraki sayfaya aktarmak

18. bring out 1) yol açmak, neden olmak

  2) üretmek

19. bring up 1) ortaya bir konu atmak 2) kusmak 3) çocuk yetiştirmek

20. call back 1) birini görmek yada bir şeyi almak için bir yere geri dönmek

21. call off 1) iptal

22. call at 1) uğramak, kısa bir ziyarette bulunmak

23. call on/upon 1) uğramak 2) resmi olarak talepte bulunmak

24. call for 1) talep etmek

25. call in 1) yardım istemek 2) bir yeri aramak

  3) bir yeri veya kişiyi kısa süreliğine ziyaret etmek

26. call out 1) birinden gelmesini istemek

  2) bağırmak

27. be carried away 1) heyecandan kontrolü kaybedip ne yapacağını ve ne söyleyeceğini bilememek

28. carry on 1) devam etmek

29. carry out 1) bir işi başarmak, uygulamaya koymak

30. catch up (with) 1) senden önde giden birisini yakalamak

  2) aynı seviyeye gelmek

31. catch on 1) bir şeyi anlamak

  2) popüler olmak

32. check out 1) otelden ayrılmak

  2) muayene/kontrol etmek

33. check in 1) bir otele giriş yapmak

34. cheer up 1) teselli etmek ve moral vermek

35. clear up 1) düzenlemek, toparlamak 2) netliğe kavuşturmak 3) ilerlemek, durumun iyiye gitmesi ( sağlık / hava bakımından)

36. come across 2) karşılaşmak

37. come away 1) ayrılmak

38. come about 1) olmak, vukuu bulmak

39. come before 1) başka bir kişi yada şeyden daha önemli olmak, öncelikli gelmek

  2) önce gelmek

40. come along 1) bir yere ulaşmak

  2) eşlik etmek

  3) ilerlemek,gelişmek

41. come around/round 1) bir yere veya karara varmak

   2) bilincin yerine gelmesi

42. come at 1) tehditkar bir şekilde üstüne gitmek, saldırmak

  2) ulaşmak ve keşfetmek

43. come into 1) mirasa konmak

44. come off 1) meydana gelmek 2) yerinden çıkartılabilir hale gelmek 3) bir şeyden bağın kopması yada çözülmesi, düşmek

45. come out 1) yayınlanmak 2) ortaya çıkmak

  3) tanınmak

  4) yerinden sökülüp çıkartılmak

46. come to 1) bilincinin yerine gelemsi

  2) belli bir duruma veya hale ulaşmak

47. come up with 1) ortaya bir fikir atmak

48. come upon 1) karşılaşmak veya şans eseri bulmak

49. come by 1) elde etmek

50. come down with 1) hastalanmak

51. count on 1) güvenmek

  2) bağlı olmak

52. cross out 1) üzerini çizmek

  2) söküp atmak

53. cut down (on) 1) azaltmak

54. do away with 1) istenmeyen bir şey, durum yada kişiden kurtulmak

  2) ortadan kaldırmak, yasaklamak

55. draw up 1) bir belge hazırlamak

  2) sandalyeyi birinsin yanına çekmek

56. draw back 1) bir kişi yada şeyden uzaklaşmak

  2) bir şeyi yapmamaya karar vermek

57. drop in 1) habersiz kısa bir ziyarette bulunmak

58. drop out 1) okulu bırakmak

59. drop off 1) uykuya dalmak

  2) azal(t)mak

  3) bir kişi yada şeyi bir yerde bırakmak

60. fall apart 1) parçalara ayrılmak

61. fall back upon/on 1) elde seçenek kalmamasından bir şeyden zorunlu olarak yardım beklemek yada onu kullanmak

62. fall for 1) aşık olmak

  2) bir şeyden hoşlanmak

63. fall off 1) küçülmek yada azalmak

  2) kopup yere düşmek

64. fall behind (with) 1) geride kalmak

  2) başvuru yada ödemenin son gününü geçirmek

65. fall out 1) tartışmak, arkadaşlığı bitirmek

66. fall through 1) bir şeyin gerçekleşememesi

67. fall to 1) bir kişinin sorumluluğu yada işi haline gelmek 2) bir şeyi enerjik bir şekilde yapmaya başlamak

68. fall upon/on 1) çok iştahlı biçimde yemek yemeye başlamak

  2) aniden birine saldırmak

69. figure out 1) bir şeyi anlayabilmek, çözümlemek

70. find out 1) bir şeyi öğrenmek

71. get across 1) fikrini açıklamak

72. get along 1) birisiyle geçinmek, anlaşabilmek

  2) bir olayın üstesinden başarılı bir şekilde gelmek

73. get on 1) ilerleme göstermek

  2) beraber mutlu bir şekilde yaşamak

  3) bir araca binmek

74. get at 1) yakalamayı başarmak 2) rahatsız etmek 3) eleştirmek

75. get away with 1) işlediğin bir suçtan ceza almadan kurtulmak

76. get behind (with) 1) bir şeyi vaktinde hazırlamayı,tamamlamayı başaramamak

77. get by 1) çok para ve diğer destekler olamadan yaşamayı, ayakta durmayı başarabilmek

78. get down 1) yazarak kaydetmek

  2) birisini üzmek

79. get down to 1) bir şeyi yapmaya başlamak

80. get off 1) bir araçtan inmek

81. get out 1) dışarı çıkmak

  2) kaçmak

  3) tanınmak

82. get over 1) bir hastalığı veya yaşanan kötü bir olayı atlatmak

83. get up 1) kalkmak

84. get to 1) ulaşmak

  2) bir şeyi yapmaya başlamak

  3) duygusal olarak etkilemek

85. get through 1) telefona bağlanmak

  2) kendini anlatabilmek

  3) bir sınavda yada yarışta başarılı olmak

86. get in 1) varmak 2) kabul edilmek

  3) kapalı bir yere yada araca girmek

  4) bir şeyi temin etmek

87. give out 1) yorulmak ve bozulmak

  2) dağıtmak

  3) duyurmak, ilan etmek

88. give up 1) kötü bir alışkanlığı bırakmak

  2) bir ilişkiyi bitirmek

  3) teslim olmak

89. give away 1) ele vermek, bir sırrı açıklamak

  2) bağış yapmak

90. give in 1) teslim olmak

  2) teslim etmek

91. give off 1) serbest bırakmak

  2) ortaya gaz yada koku yaymak

92. go for 1) birinse saldırmak 2) bir şeyi elde etmeye yada başarmaya çalışmak 3) seçmek

  4) hoşlanmak yada hayranlık duymak

93. go against 1) karşı çıkmak

94. go ahead 1) devam etmek

  2) bir şeyi kararlaştırıldığı gibi yapmak

95. go down with 1) hastalanmak

96. go by 1) bir yerden geçmek yada zamanın geçmesi

97. go after 1) yakalamak için peşinden gitmek

  2) bir şeyi elde etmeye çalışmak

 

98. go off 1) patlamak, havaya uçmak

  2) zil yada alarmın ötmeye başlaması

  3) yiyecek veya içeceğin çürümesi

99. go through 1) zor ve hoş olmayan bir şeyi yaşamak

  2) araştırmak,incelemek , muayene etmek

100. go up 1) artmak

101. go on (with) 1) devam etmek

  2) olmak, meydana gelmek

102. go over 1) bir şeyi detaylı bir şekilde incelemek

103. hand down 1) geleneklerin kuşaktan kuşağa geçmesi

104. hand over 1) bir şeyi yada bir şeyin sorumluğunu, kontrolünü başka birine teslim etmek

105. hand out 1) dağıtmak ( not, belge, kağıt, gazete v.s. )

106. hand in 1) bir ödev veya raporu teslim etmek, sunmak

107. hang up 1) bir telefon konuşmasını sonlandırmak

  2) ertelemek

108. hear about 1) bir şeyi öğrenmek, tanımak yada onun hakkında bilgilendirilmek

109. hear from 1) bir kişiden bir haber yada bilgi almak

110. hear of 1) bir kişi yada şeyin varlığından haberdar olmak

111. hold off 1) bir şeyi hemen yapmamak, ertelemek

  2) kaçınmak

112. hold on 1) beklemek, ara vermek

  2) zorluklara rağmen devam etmek

113. hold up 1) şiddet kullanarak birinden bir şey çalmak 2) ertelemek

  3) yukarı doğru hareket et(tir)mek

114. keep up 1) iyi durumda kalmak, bu durumu muhafaza etmek

  2) devam etmek

115. keep up with 1) bir kişi yada şeyle aynı seviyede yada hızda hareket etmek

116. keep away 1) bir şeyden veya yerden uzak durmak

117. keep on 1) bir şeyi yapmaya devam etmek

118. keep off 1) belli bir mesafede kalmak

  2) bir şeyi yapmaktan kaçınmak

119. keep out 1) bir yere girmeyi engellemek

120. lay off 1) işten çıkarmak

121. let down 1) hayal kırıklığına uğratmak

122. let off 1) cezadan veya bir vazifeden muaf tutulmak

  2) patlamaya neden olmak

123. live on 1) ihtiyacın olan şeyleri satın almak

  2) belli bir tür yiyecekle beslenmek

124. look to 1) birinden bir şey ummak 2) bağlı olmak

125. look up 1) bir sözlük yada kitaba belli bir bilgiyi bulmak için bakmak

126. look after 1) birinse bakmak, ilgilenmek

127. look back on 1) geçmişi hatırlamak

128. look down on 1) birisini küçük görmek aşağılamak

129. look forward to 1) bir şeyi yada birisini dört gözle beklemek

130. look up to 1) bir kişiye hayranlık ve saygı duymak

131. look for 1) aramak

  2) araştırmak

132. look in (on) 1) kısa bir ziyarette bulunmak

133. look on 1) bir şeyi meydana gelmesini izlemek ama müdahale etmemek

134. look out (for) 1) dikkat etmek

135. look over 1) incelemek

136. look into 1) araştırmak, soruşturmak

137. look round /around 1) etrafa bakınmak, aramak

138. look through 1) bir şeyi hızlı bir şekilde okumak

139. make out 1) bir şeyi anlamak 2) ayırt etmek

  3) resmi bir belgeye gerekli her şeyi yazmak

140. make up 1) bir bahane, açıklama ortaya koymak

  2) bir hikaye uydurmak 3) makyaj yapmak 4) barışmak 5) oluşturmak, parçası olmak

141. make up for 1) telafi etmek

142. make for 1) bir yere yönelmek, ona doğru gitmek

  2) mümkün kılmak

  3) sonuçlanmak

143. pass as/for sby/sth 1) bir kişi yada nesnenin başka bir kişi yada nesne gibi görünmesi

144. pass down  1) bir öğretiyi başka kuşaklara aktarmak

   2) miras bırakmak

145. pass out 1) bilincini kaybetmek

  2) bir grup içerisindeki herkese bir şey dağıtmak

146. pass away 1) ölmek

147. pay off 1) borcunun tamamını ödemek

148. pick up 1) toplamak, yerden eğilip almak 2) birsiyle buluşmaya gelmek yada ona eşlik etmek 3) çaba göstermeden kendiliğinden öğrenmek

149. point out 1) belirtmek, açıklamak

150. pull down 1) bir binayı yıkmak

  2) birisini üzmek yada zayıf düşürmek

151. pull through 1) ciddi bir hastalıktan kurtulmak 2) hayatında sor bir dönemi atlatmak

152. pull out 1) çekip çıkartmak

153. put off 1) ertelemek

154. put aside 1) para biriktirmek 2) tasarruf etmek 3) saygısızlık etmek, değer vermemek

155. put down 1) bir şeyi yere koymak

  2) not almaya başlamak

  3) sonlandırmak 4) birine kötü davranmak

156. put across 1) bir şeyi açık ve net bir şekilde açıklamak

157. put forward 1) bir fikir ortaya koymak

158. put out 1) söndürmek

  2) ilan etmek, duyurmak

159. put through 1) arama yapmak , telefona bağlamak

  2) başarıyla tamamlamak

160. put on 1) giyinmek 2) bir aleti çalıştırmak

  3) eklemek

  4) bir şeyi ircaa etmek, gerçekleştirmek

161. put up with 1) tahammül etmek

162. run down 1) araba ile birine çarpmak

  2) gücünü kaybetmek

163. run after 1) kovalamak

  2) yakalamaya çalışmak

164. run away 1) kaçmak

  2) zor bir durum ile uğraşmaktan kaçınmak

165. run across 1) rastlamak

  2) beklenmedik bir zamanda sorunla karşılaşmak

166. run into 1) rastlamak

  2) güçlü bir şekilde vurmak

167. run out (of) 1) tüketmek

168. run over 1) taşmak

  2) kazara araba ile çarpmak

169. see off / out 1) yolcu etmek, kapıya kadar geçirmek

170. see to 1) halletmek, uğraşmak

  2) ilgilenmek

171. send for 1) birisini mesaj yoluyla görüşmeye çağırmak

  2) posta ile sipariş talep etmek

172. send out 1) bir şeyin başka insanlara ulaşmasını sağlamak 2) üretmek

173. set up 1) bir şeyi kurmak veya başlatmak

174. set off 1) yolculuğa başlamak

175. set out 1) yolculuğa başlamak

  2) bir şeye niyetlenerek işe koyulmak

176. show off 1) hava atmak

177. show up 1) varmak

  2) görünmek, ortaya çıkmak

178. stand by 1) zor durumdaki birisinin yanında olmak, desteklemek

179. stand for 1) temsil etmek, bir kelimenin veya kelime grubunun kısaltması olmak 2) dayanmak, tahammül etmek 3) aday olmak

180. stand out 1) kolayca görülebilmek

181. take back 1) alınan malı iade etmek 2) bir eşyaya tekrar sahip olmak 3) yanlışını kabul etmek 4) geçmişte bir dönemi hatırlamak

182. take for 1) bir şeyle karıştırmak

  2) bir şeyi,kişiyi veya konuyu bir şekilde algılamak

183. take apart 1) parçalara ayrılmak

184. take down 1) parçalara ayrılmak

  2) yazmak

185. take in 1) aldatmak, kandırmak

  2) anlamak

  3) elbise daraltmak

186. take over 1) bir şeyin kontrolünü veya sorumluluğunu almak

187. take after 1) benzemek

188. take away 1) yerinden çıkartmak

  2) çıkartmak

189. take on 1) bir işi veya sorumluluğu kabul etmek

  2) işe almak

190. take off 1) kıyafetini çıkartmak

  2) uçağın yerden havalanması

  3) taklit etmek

191. take out 1) bir şeyi bir yerden çıkartmak

  2) bir yere biriyle gitmek

192. take up 1) bir etkinliğe başlamak 2) belli bir miktar zaman kullanmak veya çaba harcamak

  3) kıyafetin bir parçasını kısaltmak

193. tell off 1) azarlamak

194. tell apart 1) kişi yada nesneler arasındaki farkı söylemek

195. throw up 1) kusmak

  2) terk etmek, reddetmek

  3) üretmek

196. try on 1) elbise denemek

197. try out 1) denemek

198. turn down 1) reddetmek

  2) bir aletin sesini kısmak

199. turn away 1) kabul etmemek

  2) birinin içeri girmesine izin vermemek

200. turn back 1) ters yöne gitmek

  2) geri dönmek

201. turn into 1) başka bir şeye dönüşmek

202. turn off 1) bir aletin çalışmasını durdurmak

203. turn on 1) bir aletin düğmesine basarak çalıştırmak

204. turn over 1) kontrolü birisine vermek

  2) polise teslim etmek

205. turn to 1) yardım için birisine başvurmak

206. turn up 1) bir şeyin hızını, sesini, gücünü arttırmak 2) varmak

207. turn out 1) olayların yada kişilerin beklenmedik bir hal alması

  2) bir aleti kapamak

208. wash away 1) suyun hareketi ile bir şeyi yok etmek

209. watch out (for) 1) dikkat etmek

210. wear out 1) bir şeyi tükenene kadar kullanmak

  2) birisini çok yormak

211. wear off 1) solmak

  2) zaman içerisinde yada kullanmaktan yavaşça yok olmak, gücünü kaybetmek

212. wind up 1) bitirmek

  2) rahatsız etmek

  3) sarmak

213. wipe out 1) tamamen ortadan kaldırmak

214. work out 1) çözümlemek, bir soruna cevap bulmak 2) 

 

 
  Bugün 8 ziyaretçi (22 klik) kişi burdaydı! Designed by Dr. M.Özer Özkantar  
 
Gaziantep İngilizce Özel Ders